Kalıplardan çıkmak için yeni bir sanatsal objenin yaratılması.

Sanatı, eş zamanlı olarak yorumlanan gerçeğe sıkı sıkıya bağlı bir estetik ile donatmak.

Sadece bir fotoğrafçının sahip olabileceği bakış açısını, bir ressamın gerçeği yorumlama becerisi ile birleştirmek…Gentili’nin hedefi işte budur, kalıplara “devrim” yaptırıp, sınırlar içine hapsedilmemiş olması gereken sanat konseptini “evrimleştirmek”!

Gentili bir sanatçıdır.  Herbiri kendi içinde bağlayıcı olan ve işte bu yüzden Sanat kelimesinin gerçek anlamı ile uzlaşmazlık içine girmiş tanımlamalardan uzak durur.  Sanatsal gelişimi de bunun bir göstergesidir: başlangıç noktası profesyonel fotoğrafçılıktır, ancak kısa bir dönem sonra resim ve sanat tarihi üzerinde yoğunlaşır, çünkü içinde çemberi tamamlama ihtiyacı doğar.  Bu yolun bir varış noktası yoktur, sürekli bir dönüşüm içinde uzar, gider…

Başta ekspresyonizm olmak üzere çeşitli sanat akımlarına duyduğu ilgi sayesinde fotoğrafik  gerçekçilik ile uyumlu olabilecek “fırçaları” keşfeder.  Bu realizm Gentili için önemlidir, gerçeğin kendisi ile yapılmış sözsüz bir anlaşma gibidir, çünkü iyi gözlemlendiği takdirde her gerçek Sanatlaşmaktadır… İnsan, en büyük sanat eseridir.

Gentili’nin bu yeni ve dahice tekniği, hedeflediği resimsel efektlerin, dijital veya suni kolajlara başvurulmadan, sahnenin kaydedildiği an içerisinde doğrudan çekim ile sadece endüstriyel atıkların ustaca kullanılmaları sayesinde elde edilmesine olanak tanır.  Sonunda, sanat objesi bir karışık teknik ile kanvas üzerinde pigmentler ve şeffaf akrilik (istenen gerçekçi üç boyutluluk için) ile cisimleşmektedir.

 

Atıkların kullanılması bir tesadüf değildir, hiper-tüketici ve kirletici haline gelmiş çağın insanı, kendi atıkları içinde yok olmaktadır. Sanatçı bu şekilde çemberi tamamlayabilmiştir, bütün dünyası, aşırı tüketim ve doğanın tahribatı hakkında haykırdığı eleştiri ile çakışmaktadır ve sürdürdüğü hayat tarzı da bunun en belirgin kanıtıdır: eşi Başak ile aza kanaat edip yelkenli teknesi üzerinde doğa ile ahenk içinde yaşamaktadır.  2008 yılında başlayan bu yaşam felsefesi, 2013 yılının Temmuz ayında İtalya’da basılan Gentili’nin otobiyografik  kitabında tüm detaylarıyla ele alınmaktadır.

 

 

(Alp Bartu)


Giampaolo Gentili 1972 yılında Roma’da dünyaya gelmiştir.  Sanat içindeki yolu burada başlar. 

Profesyonel fotoğrafçı olarak hala İtalya’daki çeşitli medya organları ile işbirliği etmektedir. 

2008 yılında Alp Bartu atölyesinde resim ve sanat tarihi üzerinde çalışmaya  ve şu an kullandığı yenilikçi tekniğin temellerini atmaya başlar.

Gentili’nin bu teknikle hayata geçirdiği çalışmalar ilk kez 2012 İstanbul Uluslararası Sanat Fuarı – Tüyap’ta sergilenmiş ve "Kaotik Ahenk" ile yıllık katalog içinde yer almaya hak kazanmıştır. 

2012 yılı Aralık ayında Roma’daki T.C. Büyükelçiliği salonunda; 2013 yılı Mart ayında İtalyan Kültür Merkezi himayesinde İstanbul Doku Sanat Galerisinde kişisel sergiler açmıştır.

2014 yılı Aralık ayında İstanbul Almelek Sanat Galerisinde kişisel;

2015 yılında Mixer Sanat Galerisi ve Bimisal Sanat Galerisinde karma sergilere katılmıştır.

Tüm çalışmalar  tek parça olarak gerçekleştirilmiş olup, sanatçının elinden sertifikalandırılmaktadır.

 

2013 yılında,  Sanatçı tarafından yazılmış ve tekne üzerinde, şehrin ve gündelik yaşamın monotonluğundan ve  karmaşasından uzakta yaşadıkları hayatı ele alan “Si Puo’ Fare - Yapılabilir”  adlı otobiyografik kitap İtalya’da basılmıştır.  Kitabın içeriği ve samimiyeti , çeşitli medya organlarında büyük ilgi yaratmış. 

Önümüzdeki yıl içinde kitap Fransa’da da basılacaktır.